kıtaların hareketi

1596 yılında abraham ortelius adında bir adam ve asırlar sonra devamında alfred wegener afrika'ya ve 7000 km ilerisindeki güney amerika sahiline bakınca birbirini tamamladıklarını gördü. kıtalar önceden birleşik miydi? sorusuna cevap bulmak istiyordu fakat bu sıradışı fikrini desteklemek için wegener'in oldukça sağlam kanıtlara ihtiyacı vardı. güney afrika'da masa dağı'na -table mountain- baktıktan sonra 7000 km ilerideki günef amerika'da aynı yapıyı ve aynı kayaçları gözlemledi. tabi ki bu afrika ve güney amerika'nın birbiriyle birleşik olduğunun tek kanıtı değildi. glossopteris isimli bir bitkinin fosilerinin bulunmasıdır. bu bitki türüne ait fosiller sadece güney amerika ve afrikada bulunmuyordu dünya'nın bir çok bölgesinde bulunmasından dolayı günümüzdeki kıtaların devasa bir süper kıtanın -pangea- parçaları olduğunu düşünüyordu. milyonlarca yıl boyunca pangea'nın parçalara ayrıldığını ve birbirinden uzaklaştığını okyanusların açıldığını günümüzdeki haline kadar geldiğini savunuyordu. bu teorisne kıtasal sürüklenme -continental drift- adını verdi ve 1912'de yayımladı daha sonra daha fazla bilgi toparlayıp yeniden yayımlamaya devam etti.
fikri ilk başlarda kimse tarafından inandırıcı bulunmadı ve çoğu kişi tarafından kabul görmedi. çünkü yayımlarında devasa kıtaların oksanus zemininde nasıl hareket ettiğini açıklayamıyordu ve akla yatkın bir mekanizma olmadığı için çoğu kişi tarafından bu fikri kabul görmedi. insanlar canlıların bitkilerin bir şekilde gerekli koşullar sağlandığında bir kıtadan diğerine geçebildiğine herkes inanıyordu fakat kıtaların sürüklendiği fikrine kimse sıcak bakmıyordu. onun yerine dünya'nın belli evrelerde kabarıp yükseldiğine ya da alçaldığına dair bir kanıya sahiplerdi. bu şekilde canlılar birbirinden uzaktaki iki kıtada benzerlik gösterebilirdi. insanlar okyanus tabanının kıtalar ile aynı olduğunu kabul ediyorlardı ancak kimse okyanus tabanının nelerden oluştuğunu kesin olarak bilmiyordu. soğuk savaş sayesinde nükleer denizaltıların deniz dibinde güvenle hareket edebilmeleri için deniz tabanının derinliğini kesin olarak bilmeleri gerekiyordu ve askeriyeden yüksek meblağlı fonlar alan bilim adamları okyanus tabanını detaylı bir şekilde haritalandırmaya başladılar. gemiler bir hat üzerinde hareket edip deniz tabanın ses gönderirler ve bu sesin geri yansımasıyla gidiş-dönüş süreleri yardımıyla deniz tabanını haritalandırdılar. bu sistemle atlantik okyanusu'nun merkezi boyunca muazzam bir dağ sırasının varlığını ortaya çıkardılar. daha fazla veri topladıkça bu dağ sırasının dünya'nın büyük okyanusları boyunca izlediler. 60000 km boyunca bütün yerküreyi sarıyordu. bu dağ sırasının içinde bir yarık olduğunu keşfettiler ve bu yarık sayesinde wegener'in teorisine sağlam bir dayanak bulunmuştu. bu çatlak haritalanıp incelendiğinde kuzey amerika - avrupa arasında aynı dalgalı biçimde ve güney amerika - afrika simetriyi bozmadan devam ediyordu. hint okyanusu'nun içine ve pasifik okyanusu'nun dışına doğru devam ediyordu.
yine soğuk savaş sayesinde denizaltıları tespit edebilmek için sismik profilleme yöntemi kullanıldı. bu yöntemle gemiden denize bir bomba atılıyordu patlayan bombanın yarattığı etki deniz tabanına ve daha derinine etki ediyordu. yansıyan sesi inceleyerek deniz tabanının kalınlığını ölçebiliyorlardı. bu şekilde bilim adamları iki önemli şeyi keşfettiler birincisi okyanus kabuğunun kıta kabuğundan daha ince olduğuydu 30 km yerine 6 km kalınlığındaydı; ikinci olarak okyanusal kabuğun dünya'nın heryerinde aynı yapıda ve aynı kalınlıkta olduğuydu. bu okyanusal kabuğun dünya'nın her yerinde aynı süreç sonucunda oluştuğunu gösteriyordu. daha sonra gemilerin ardından okyanus tabanına bir süpürücü sarkıttılar ve gemi giderken okyanus tabanında örnekler toplayabiliyordu bu örneklerin çoğunluğunun volkanik olduğunu gördüler. bu volkanik örneklerin oldukça yeni olduğunu cam gibi parlamalarından ve pürüzsüz yüzeylerinden anlayabiliyorlardı. bu volkanikler yeni oluştukları için oldukça manyetiktirler ve bir pusula ile kontrol etmek istediğinizde yaklaşık 10 derecelik bir sapma gözlemyebilirsiniz. manyetik kayaçlar dünya'nın manyetik alanında yerel varyasyonlara neden olurlar ve bu da bilim adamlarına okyanus tabanını araştırmak için yeni bir yöntem sağlıyordu. manyetometre araştırmaları 1950'lerde yaygınlaşmaya başladı ve bu şekilde oluşturulan haritalarda pozitif ve negatif anomaliler paralel çizgilerden oluşuyordu. 1960'ların başlarında okyanus tabanı hakkında çok şey biliniyordu. tamamı aynı kalınlıkta ve kıtalardan daha genç yaştalardı. neredeyse tamamı volkanik kayalardan oluşmuş ayrıca merkezinde bir dağ sırası ve çatlak bulunuyordu. harry hess bütün bu verileri harmanlayan ilk kişiydi. hess orta okyanus dağ sırasının dünya'nın ayrıldığı yerde muazzam bir çatlak olduğuna inanıyordu. erimiş kayanın sürekli olarak çatlakta patlayarak sürekli olarak yeni okyanus tabanı oluşturduğunu öne sürmüştü. temel olarak yeni okyanus kabuğunun orta okyanus dağ sırasında oluşup sonra ilerlediği devasa taşıyıcı banttan bahsediyordu. bu teori wegener'in kıtasal sürüklenme teorisini, genç volkanik kayaçları ve okyanus tabanını genç yaşını ve her yerde aynı kalınlıkta olmasını, orta dağ sırasını ve çatlağı açıklıyordu. kıtalar okyanus kayaları üzerinde yüzmemişti, onunla beraber hareket etmişti. jeomanyetizma burada devreye girerek hess'in teorisine katkı sağlıyordu. bu süreç esnasında pozitif-negatif manyetizma anomalilerini kanıtlıyordu. volkanik kayalar patlayıp soğurken dünya'nın o andaki manyetik alanının yönünü kaydederler. eğer manyetik bir değişimker olursa bu değişimler kayalarda saklı kalacaktır. manyetik alan her değiştiğinde yeni oluşan kabuğun manyetikleşmesi değişiyordu.
milyarlarca yıldı orta orta okyanus dağ sıralarında sürekli olarak yeni deniz tabanı oluşuyor ve dünya bu zaman zarfında sürekli olarak büyümüyorsa yerkürede kabuğun oluştuğu hızda yutulduğu bir yer olmalı.
3.5 milyar yıl önce gezegenimiz tek bir engin okyanusla kaplıydı. bu devasa okyanusun içinde büyük kara parçaları yoktu kraton adı verilen küçük kara parçaları ve yüzlerce volkanik adadan oluşuyordu. okyanus ortası dağ sırası ve çatlaklarında sürekli olarak bir volkanik hareketlenme var bu şekilde kıtalar birbirinden uzaklaşıyorlar. peki kıtalar birbirinden uzaklaşırken dünya'nın harcmi artmadığına göre bu fazlalık nereye kayboluyordu? yerküre'nin tarihi; kıtalar-kratonlar arasındaki ilişki ve canlılara etkisi yazısında ateş çemberi -ring of fire- olarak bilinen yerde okyanusal kabuk yoğunluğu ve ağırlığı nedeniyle kıtasal kabuğun altına batmaktadır. 3.5 milyar yıl önce sabit duran kratonlar bu şekilde birbirine yaklaşmış ve dünya üzerinde devasa bir hareketlenme başlamıştır -ayrılma ve dalma batma bölgeleri görsel anlatımı-. pasifik okyanusu kenarında bulunan volkanların tamamı birbiriyle aynıdır. yüzlercesi sürekli olarak amerika'nın batı sahilini patagonya'dan, orta amerika'ya oradan alaska'ya kadar sıradışı bir kavisle kaplamaktadır. bu dağlar bering boğazı'ndan japonya'ya oradan endonezya'ya ve pasifik çanağının geri kalanı boyunca devam ederler; bu tam olarak ateş çemberidir. bu volkanların sonuçta pasifik okyanusu çevresinde bir andezitik kayaç halkası oluşturduğu bilim adamları tarafından farkedildi ve sonra bu kayaçlarla bütün kıtaları oluşturan kayaçlar arasında bir ilişki olduğu keşfedildi. dünya'nın bir çok yerinden örnekler alıp incelendiğinde ortaya şaşırtıcı bir sonuç çıktı. kayaçlar farklı görünüşlerine rağmen tamamı aynı basit içerikten oluşuyordu. dahası bu içerik kıtadan kıtaya değişiklik göstermiyordu; kuvars, feldspat ve hornblend. soluk ve şeffaf kuvarz, oldukça beyazımsı feldispat ve koyu yeşil hornblend, hangi volkanik kayacı incelerseniz inceleyin içeriğinde bu üç temel minerali göreceksinizdir.
1964 yılında kaydedilen en büyük depremlerden birisi alaska'yı vurdu. bu deprem sonucunda yapılan incelemelerde kıyı şeridindeki büyük bir bölge deprem sonrasında 12 metre kadar yükselmişti ve karaların içerilerinde kalan geniş bir bölge ise yaklaşık 2 metre çökmüştü. alaska'da yapılan incelemede görünür bir fay hattı bulunamamıştı. yıllarca kıtasal kabuk altına giren okyanusal kabuk bölgeyi sıkıştırıyor ve bu şekilde alaska'nın iç kesimleri yükseliyordu ve bir anda kilit noktasından atıp deprem gerçekleştiğinde biriken stres boşalıp kıyı şeridini 12 metre yükseltirken iç kesimlerde eskiden sıkışmanın oluşturdu yükseklik 2 metre kadar aşağı inmişti. bu hareketliki ilk o zaman fark edilmişti ama daha sonra bölge incelendiğinde eski depremlerin yüzeyde bıraktığı izleri gözlemlediler. bu aşamalar dizisi her bir kaç yüzyılda bir fayın ani bir hareketiyle kara sürekli olarak denizden yükseldikçe olmuştu. 1964 depremini inceleyen kişiler alaska sahili açıklarındaki okyanus hendeğinin depremle alakalı olduğu keşfedildi bu hende tüm pasifik okyanusu kenarını çevreliyordu ve pasifik okyanusu'nun tüm tabanının çevredeki kıtaların altına kayarak yeniden dünya'nın içine daldığının gösteriyordu. bu dalma-batma bölgelerinde ıslak okyanus tababı kıtasal babuğun altına battıkça ısınıyor ve ergiyordu daha sonra yüzeye çıkacak çatlaklar oluştuyuor ve yüzeyde volkanların olulmasına neden oluyordu. pasifik kıyısındaki volkanların çıkardığı buharlar üzerinde yapılan analizlerde alınan buhar örneklerinde biyolojik azot olduğu gözlemlenmiştir.

0 kişi ise altına sıçtı:

Yorum Gönder

1 - aykırıyım yazıları tamamen yazarın ruh sarsıntılarının sonucudur. bunun karşısında olanlar anınıda geri püskürtülecektir.

2 - aykırıyım'a gelen her mail değerlendirilmeye alınmakla birlikte, bu konuda şüphesi olanlara intihar telkin edilecektir.

3 - aykırıyım yazılarına ve içeriğine burnunu sokma cesareti gösteren tüm canlılar tarafımca deformasyona uğratılacak, buna rağmen hala ısrarlı olanların da yaşama sevinçleri ellerinden alınacaktır.

4 - aykırım yazarına yazım esnasında "bira aç", "ateş ver" gibi emir cümleleri kullanılmayacaktır. aksini yapanlara bir lama gibi tükürülecektir.

5 - aykırıyım içeriği sabır, emek, çalışma, kan, ter, soluk, göz feri, göz nuru ve beyin suyu harcanarak oluştuğundan eleştiri yapılmayacaktır. yapılacaksa rasyonel bir tavır takınılacaktır. aksi davranışta bulunanlara mars'a ilk insanlı yolculuk ayarlanacaktır.

6 - aykırıyım'a asla ama asla fakat hiçbir zaman herhangi bir tavsiye sorulmayacaktır. aksi davranışta bulunanlar allahından buldurulacaktır.

7 - aykırıyım'ın görevini tam olarak yapabilmesi için her türlü lojistik destek şirket tarafından karşılanacaktır. aksi davranışta bulunanların suratına kezzap fırlatılacaktır.

8 - aykırıyım'a her daim mail ve hikaye gönderilecektir. bunun boş bir uğraş olduğunu düşünenlere bi tekme konulacaktır.

9 - yazarı yakın tanıyanlar sık periyodlar ve 4'lü efes dark paketiyle yanına uğrayacak ve hiç konuşmadan servis yapıp gideceklerdir. aksi davranışta bulunanların saçı başı yolunacaktır.

10 - bu bir manifestodur ve okuduğunuz anda kabul etmişsiniz demektir. hiç bir şekilde itiraz kabul edilemez. itiraz halindeyseniz bir mail ve 4'lü efes dark paketi yollamanız şarttır.